24/3/2009 · Kategori: Siirler

Gittin, kanadı kırık kuştum
Sustum, sözlerine küstüm
Hani kırılırsın siyaha
Nöbet nöbet geceler boyunca
Dün güne dize gelince
Yürek acılara doyunca
O tez dönüşün geç olunca
Kendime tahammülü öğrendim
Kördüm, bilendim
Seni unutmayı öğrendim
Sen yoktun, ben yalnız kalmayı öğrendim,
Acıya duvar gibi durmayı öğrendim,
Kaybolmuş bir dilin sözcükleri gibi
Köksüz, bağsız durmayı öğrendim
Vazgeçtiysen hep sağanak yağışlarımdan
Vazgeçtiysen bitmek bilmez kışlarımdan
Korkma kimseye ödenecek borcum yok
Yoksaymayı ben SENDEN öğrendim

23/3/2009 · Kategori: Siirler
Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde.
Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.
Sen göreceksin, duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.
Bakacaksın, benzemiyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.
Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.
Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.
Bir gün, tam anlatmaya..
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım..
Anlayacaksın.


(KUMRU)

DAĞLI...
11/3/2009 · Kategori: Siirler
BEN BÖYLE SEVDİM İŞTE

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni
gören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka
yerde
olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın,
orada kalmalıydın. çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu
kadar
kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden
ne
ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.

Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım
seninle. çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin
renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelya idin
pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın
bir
ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize
tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim.

Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar
gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En
kızgın,
en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana.
İçimdeki
sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi
ve
ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey
olduğunu anladım seninle...

Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk
yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden
tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi.
Menzil
sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok
edebilirdim.
Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana
ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen
girebilirdin.

Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı,
gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu,
olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da.
Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni
ve o
doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu
zaman.
Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni
yeterince tarif edecek kadar derin olmadı

Seni severken yorulmadım. çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün
yenilendim.
Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın.
Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.

Sevdim işte ötesi yok

dağlı...
27/2/2009 · Kategori: Siirler
Ben.. Sen...

Öylece durmayı seviyorum ben.. 
Durup ardından bakmayı.. 
Sen yürümeyi seviyorsun ama arkana bakmadan.. 
yaprak seviyorum ben yaprak.. 
Kuru, yaş ayırmadan.. 
Sen ezmeyi seviyorsun, neye bastığına bakmadan ........

17/2/2009 · Kategori: Siirler



öyke öfkeliydinki
dinlemeden...
yüreğini bana bırakarak gittin
gökteki mavi bir denizin üzerinde
yavaş yavaş yol alırken bedenin
kutbun buzuluna yoplculuk yapan
ren geyiklerinin gözlerinde
ağlıyordu yüreğin
tıpkı deniz gibiydi gözün
fırtınalar esiyordu kabarıyordu
ve bir damlası bile dökülmüyordu
yeşil kazağın ve siyah pantolonun
altındaki tenin
tanrıçaya özgü mavi bir haleydin...
bir düşe ayak bastığım zamandı
zamanı durduramadığım
hiç kimse
senin benim içimde olduğunu bilmeyecek
işte sır burada...
tıpkı suya yazılan yazı gibisin
karda yürüyen izini belli eden
denizin dalgasında köpüksün
uyandığım bir rüyanın başlangıcına
tekabül eden...
ey sevdiğim güle güle...

14 şubat 2009
16/2/2009 · Kategori: Siirler

açıklarda hatırlanır limanlar

direnen yaprakları soldurur hüzün

salkım saçak imgelemler dökülür

ve sen şiir olursun

yitik şarkılar ülkesisin sen

acılar adres sorar senin göğünden

senden esen rüzgar getirir bulutları

adını sır tutan alfabelerden

kervanlar ateş taşır sözüme

ah kırmızı gül değil ama mutlaka

baldıranlar nefes katar göğsüme

şimşek yalayışlarında görünür yüzün

karanlıkta ördüğüm çelenkler parçalanır

albümlere asılı kalır ellerim

yürürüm asırlardan izine bakıp

okuyarak papirüsü taşları derileri

efsaneler aşkı yaşatır ama

aşıklar yaratır efsaneleri

yitik şarkılar ülkesisin sen

sende çatlar tohum sende kopar kıyamet

yalnızlığın hükmü sorulur dağlarından

hayaller anlam katar uçurumlarına

köhne bir musalla beklesin dursun

vuslatı ölüme süren bakışlarından

kül olup savrulmak yazılmış bana

16/2/2009 · Kategori: Siirler

'gerçeği söylemiş olur bir gölgeyi söyleyen''

_________________Paul Celan değil

_________________de ki

_________________ben yazdım bu dizeyi

_________________ya da şizofren

_________________ne değiştirir gerçeği

kendi uçurumundan düşmeye görsün insan

kopar ''karanlığa taş atan'' bilekleri

sıyrılır iyimser kuşkularından

bulduğun hiçbir şey yitirdiğin değildir

ve en büyük yıkımlar yanılgılarla başlar

çaresiz dört yanını duvarla öreceksin

tercihlerindir kader dediğin yazgı

suç Tanrı'nın değil öğreneceksin